VİKİLİKS
Geçenlerde Hakan abi ile otururken bi anda "lan vikiliks'i duydunmu" dedi. O ne abi dedim bilmediğim için -bi an radyonun resimlisi- demesinden korktum. Bazı belgeler varmış onları ortaya çıkarıyomuş falan diye kabaca bi anlattıkdan sonra eve gidince netten bi bakarım vardır herhalde bi mantıklı açıklaması diye eve doğru yöneldim.
Meğerse bütün dünya vikilis çılgınlığı ile çalkalanıryormuş ve benim bundan daha yeni haberim oluyordu. -Not: haydarpaşanın yandığınıda bi sonraki gün öğrenmiştim şaşılcak bi durum değil yani-. Neyse konu dağılmasın netten bi baktım falan ve klasik Türk yaklaşımı "amerikanın oyunu bunlar abi" yorumları ile karşılaştım. Bütün kirli çamaşırları ortayamı ne çıkarıyomuş galiba anlamadım bende ama baya eğlenceli birşeye benziyor.
Okurken bi ara Sarkozy ile ilgili birşeyler çıktı falan diye gördüm ama şu an ne dediler tam hatırlamıyorum. Bizim başbakan içinde bi yerde 8tanemi ne hesabı var demişler sonra muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu bunları koz olarak kullanırken başbakan Tayyip Erdoğan resmen atar yapmış Kılıçdaroğluna. Yayınlanan o kadar belgeden sonra acaba bizimde kenarda köşede bi yanlışımız varmı diye kendi kendime söylenirken sol tarafımdan bir işaret "amerikanın işi gücü yok senin yanlışınla ilgilencek" diye söylendi.
Neyse fazla bilgi sahibi olmadığımız için detaya inemiyorum. Ama zaman içerisinde bu vikilis olayı dahada ayyuka çıkar bizde nedir ne değildir öğreniriz. Ama bildiğim birşey varki Türkiye'nin şu 2003'den sonrası için (Akp hükümeti zamanında) çıkarılcak belgeler devam ederse veya Başbakan yada Muhalefet ile ilgili iddaalar ortaya atılırsa çarşı karışır hemşerim.
not: vikiliksin Beşiktaş'ın yeni transferi olduğunu sanan fenerlilerede şunu söylüyorum; Babamın bir sözü vardır "insanda 2gram beyin olursa böyle mala bağlamaz" diye. demekki o bile yok abi.
8 Aralık 2010 Çarşamba
6 Aralık 2010 Pazartesi
bursa Sorunsalı.
Olmayan Rakibin Olmayan Düşmanlığı...
Bugün İstanbul ciddi bir sınav verdi. Ama bu sınav ne bir lider'i ağırlamak nede bilmemnerenin reisicumhurunu karşılama tören idi. Süper ligde Beşiktaş ile -sözüm ona büyük takım- bursa arasındaki maç şu an ülkenin gündeminde önemli bir yer tutmuş durumda. 7 yıldır stadımıza gelemeyen bursa bu sezon gelmek istiyordu. Aslında bizim duruşumuz belli idi. Beşiktaş taraftarı bursaya gitmeden onlar buraya gelemezdi. Ama ne hikmetse bir türlü iki takımın ligdeki ilk maçı bursada oynanmıyordu. Bu sene gelicekler diye bir haber çıktı. Kaldi ki biz hafta başından başlayıp çarşambaya kadar zaten Sami Yen modunda çıkamamaıştık tam o moddan çıktık ve bu haber düştü heryere. Bursalılar asıcaz kesicez nidaları ile maça hazırlanırken bizim tarafdanda bilet alacaklarını falan söylüyorlardı. Aslında yaptıkları Beşiktaş üzerinden prim yapmaktı ki biz biliyoruzki "bursa bize ne dost ne düşman nede rakip olabilir. fasulyeyide nimetten sayıcaksak işimiz var abi."
Gün içinde bir çok olay yaşanmış bunlardan fazla haberimiz olmadı stad içinde karşılıklı söz düellosundan sonra bi anda koltukları kırmaya başladılar. Ama bunu kimse görmemiş olacakki maç sonrası Büyük Beşiktaş Taraftarına "katil" "cani" gibi yakıştırmalar yapılmış hatta bazıları dahada ileri gidip "terörist" yakıştırmasını yapmış. Anlayamadığımız konu şu ; Beşiktaş taraftarı'nın kale bile almadığı daha doğrusu bursanın kendi kendine gelin güvey olmasından doğan bu sorunu başka bir deyişle fasulye olmalarına rağmen kendilerini nimetten sayan bursalılara yaptıklarımız bütün ülkeye dert olmuş. Asi Ruh belgeselinde Ayhan Abi (Ankaralı Ayhan) çok açık bir dille açıklıyor aslında bir çok şeyi. "Bize saldırmayan insana asla saldırmadık saldırmayız ama her zaman nevs-i müdafa hakkımızda vardır" diye anlatıyordu Beşiktaş Taraftarı'nın tutumunu.
Şimdi Beşiktaş'a Beşiktaş'lıya bu şekilde ağır ithamlarda bulunan basın'a bursaspOr taraftarına ve internette yazan çizen insanlara şunu söylüyorum;Beşiktaş taraftarı bir gruba yada bir topluluğa bir saldırıda yada eylemde bulunuyorsa bu kişi yada grup bunu zaten haketmiştir. Kaldı ki biz bursayı zaten rakip olarak görmüyoruz adamlar kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar sağolsun bizim halkımızda fasulyeyi nimetten sayıyor. İşte fasulyeyi nimetten sayarsak böyle olur. He yaşananlar iyimi hayır değil hoş olaylar değil ama yine yeni yeniden söylüyoruz üstüne basa basa ;Beşiktaş taraftarı bir gruba yada bir topluluğa bir saldırıda yada eylemde bulunuyorsa bu kişi yada grup bunu zaten haketmiştir...
Bugün İstanbul ciddi bir sınav verdi. Ama bu sınav ne bir lider'i ağırlamak nede bilmemnerenin reisicumhurunu karşılama tören idi. Süper ligde Beşiktaş ile -sözüm ona büyük takım- bursa arasındaki maç şu an ülkenin gündeminde önemli bir yer tutmuş durumda. 7 yıldır stadımıza gelemeyen bursa bu sezon gelmek istiyordu. Aslında bizim duruşumuz belli idi. Beşiktaş taraftarı bursaya gitmeden onlar buraya gelemezdi. Ama ne hikmetse bir türlü iki takımın ligdeki ilk maçı bursada oynanmıyordu. Bu sene gelicekler diye bir haber çıktı. Kaldi ki biz hafta başından başlayıp çarşambaya kadar zaten Sami Yen modunda çıkamamaıştık tam o moddan çıktık ve bu haber düştü heryere. Bursalılar asıcaz kesicez nidaları ile maça hazırlanırken bizim tarafdanda bilet alacaklarını falan söylüyorlardı. Aslında yaptıkları Beşiktaş üzerinden prim yapmaktı ki biz biliyoruzki "bursa bize ne dost ne düşman nede rakip olabilir. fasulyeyide nimetten sayıcaksak işimiz var abi."
Gün içinde bir çok olay yaşanmış bunlardan fazla haberimiz olmadı stad içinde karşılıklı söz düellosundan sonra bi anda koltukları kırmaya başladılar. Ama bunu kimse görmemiş olacakki maç sonrası Büyük Beşiktaş Taraftarına "katil" "cani" gibi yakıştırmalar yapılmış hatta bazıları dahada ileri gidip "terörist" yakıştırmasını yapmış. Anlayamadığımız konu şu ; Beşiktaş taraftarı'nın kale bile almadığı daha doğrusu bursanın kendi kendine gelin güvey olmasından doğan bu sorunu başka bir deyişle fasulye olmalarına rağmen kendilerini nimetten sayan bursalılara yaptıklarımız bütün ülkeye dert olmuş. Asi Ruh belgeselinde Ayhan Abi (Ankaralı Ayhan) çok açık bir dille açıklıyor aslında bir çok şeyi. "Bize saldırmayan insana asla saldırmadık saldırmayız ama her zaman nevs-i müdafa hakkımızda vardır" diye anlatıyordu Beşiktaş Taraftarı'nın tutumunu.
Şimdi Beşiktaş'a Beşiktaş'lıya bu şekilde ağır ithamlarda bulunan basın'a bursaspOr taraftarına ve internette yazan çizen insanlara şunu söylüyorum;Beşiktaş taraftarı bir gruba yada bir topluluğa bir saldırıda yada eylemde bulunuyorsa bu kişi yada grup bunu zaten haketmiştir. Kaldı ki biz bursayı zaten rakip olarak görmüyoruz adamlar kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar sağolsun bizim halkımızda fasulyeyi nimetten sayıyor. İşte fasulyeyi nimetten sayarsak böyle olur. He yaşananlar iyimi hayır değil hoş olaylar değil ama yine yeni yeniden söylüyoruz üstüne basa basa ;Beşiktaş taraftarı bir gruba yada bir topluluğa bir saldırıda yada eylemde bulunuyorsa bu kişi yada grup bunu zaten haketmiştir...
3 Aralık 2010 Cuma
Daha Beter olduğunuz günleride göreceğiz.
Şimdi kanalları geçerken habertürk'de "Türkiye'nin Nabzı" diye bir programda "cimbom ruhunu arıyor"diye bi tartışma içine girmişler. o kadar çok olumsuz durumdan bahsettiler ve içimden şu sözler geçti sadece. "BETER OLUN" 8-0'ı şerefsiz şampiyonlukları unutmayan daha doğrusu yaşayan bir nesil'den duyan birisi olarak gerçek düşmanın sen olduğunu ve "beter olucak" birisinin varsa onunda sen olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok...
GÜCENME...
GÜCENME...
30 Kasım 2010 Salı
Bir Derbi'nin ardından...
Bayadır yazamıyorduk malumunuz vizeler falan vardı bitirdik şimdi 17 ocak gününe kadar boş olmakla beraber "şimdi onlar düşünsün" mantığı ile hareket ediyor ve sadece matematikten kaldığımı en azından gidişatın o yönde olduğunu belirtmek istiyorum.
Vizeler bitti falan ama konu o değil. -yıldızdan taksime kadaaaaaaaaaaaaaaar- neyse konuyu fazlada lakayıtlaştırmadan yazalım. Malum samiyen yıkılıcaktı -samiyen yıkılsın toplu konut yapılsın- neyse cem kendine gel. Bizde dedik son kez bi görelim bi hatıra da bize kalsın falan ayağına gittik. Aslında inanırmısınız bilmem ama hiç kazanacağımıza dair bir umut yoktu içimde ve son güne kadar gitme taraftarıda değildim. Derken çalan bir telefon ve o arada geçen ve beni tanıyan bi çok kişinin bildiği klasik sahne derken yanımdaki dostlara ""ee yarın kaçta gidiyoruz" diye yapılan bi girişten sonra maç sabahı 12 gibi semte gelindi. Daha sonra kahvaltı falan derken zaman geçirmecenin akabinde gitmeden son bi yemek ve ver elini ASY.
Biraz meşakatli yollardan gidiş sokaklarda yapılan gereksiz daha doğrusu istem dışı delikanlılıklar (detay isteyen varsa özelden gelsin) derken sonunda girişe ulaştık. Giriş demeye 1903şahit gerek oda ayrı bi konu. Hani inşaatlar olur ya yada şantiyeler böyle hafiften ormanı andırır uçurumvari bi yanı vardır falan işte aynen öyle bi yerden girmeye çalıştı 1160'ı biletli biletsizleri bilmiyorum ama şu var elinde herhangi bir organizasyon bileti olanın bile rahat gireceği hatta bileti olmayanın bile girdiği bi stad. (pardon stad'dı olacaktı orasıda kalmadı artık)
Maçın teknik detayına girmeye gerek yok çünkü teknik detayı tartışcak vakit bulamadık hala "yıldızdan taksime kadaaaaaaar" dolaşıyoruz oda ayrı bir konu. O stada en son gittiğimde deplasman tribünü numaralı tarafındaydı görülen o ki baya bi değişmiş iyide olmuş hani. Veni Vidi Vici derler ya hani işte onu yaptık bizde ve aramızdaki konuşmalarda "en son kim koydu" yada "o stadda en son kim'e yenildin" gibi nağmeler ile hatırlanacak orası bizim için.
Son söz olarak Soner Sarıkabadayı'ya seslenmek istiyorum. Arkadaş şarkının bu şekilde bi dönüşüme uğrayacağını ve bir çok Beşiktaş'lının şarkını unutum "yıldızdan taksime kadaaaaaaaar" diye girişler yapacağını bilseydin bu şarkıyı yazarmıydın.
28 Kasım 2010 Pazar
20 Kasım 2010 Cumartesi
Çile Kartalım Çile...
Kısa bi ara dedik ama Beşiktaş ne ara vericek zaman bırakıyor nede düşünmeden geçebilcek bi an. He fenamı olurdu bugün buraya takım şöyle iyiydi böyle güzeldi diye yazsak başlığımızı ""yıldızdan taksime kadaaaaaaaaaaaaaaaarrr"" diye yazsak vs.vs.vs.
Şimdi ilk olarak Dayı'dan başlayalım. Schuster'e bir başka güveniyordum ben aslında hani ne bileyim adam'ın duruşu falan güven veriyordu ama bugün kaybedilen 2puan'ın sorumlusu öncelikle Schuster'dir. sonuçta elinde Bobo'dan başka forvet yokken senin fatih tekke'yi sırf kendi ego'n uğruna kadroya almamanın bi açıklaması yok. bura senin babanın çiftliği derler adama. Schuster'in değişikliklerine gelince yapıcak bişey yok abi guti cezalı bobo sakat yusuf sakat falan derken mecbur erhan'a kalıyor falan. ama yok abi bugün bence ilk suç Schuster Dayı'nın.
diğer suçlulara gelince en başta holosko geliyor zaten. yıllar önce bize geldiğinde -o güne lanet okuyorum artık- bu adam Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşır diyorduk ama şimdi bu adam bizi şampiyonlukdan ediyor. kısaca Beşiktaş çağ atlamışken hala holosko Beşiktaş forması ile devam ediyor futbol hayatına.
tabata mesela. adam verilen paranın altında eziliyor abi klasik cümle ama durum bu yani. olmuyor olmuyor olmuyor söyleyecekde fazla söz yok zaten.
toraman mesela o adamdan stoper olmayacağını biliyoruz hepimiz dimi bunda hemfikiriz. o yediğimiz ilk golde adam bunun üstüne geliyor bu geri geri gidiyor lan vur indir gör kartını ya. bok var fair play'cilik oynuyosun.
takımda forvet yok mevzusuna geleceğim yine. tabatanın sağ açık nobrenin ön libero quaresma'nın forvet oynadığı bir maç izledik ilk yarıda. el oğlu atar gider derlerdi ya harbi öyle. o kaçan 2gol'den sonra halama dönüp bak futbolun acı kuralıdır "atamayana atarlar" demeye kalmadan 2yi yedik ama Q7 olmayınca üretkenlik adına bişeyde olmuyor olan pozisyonlarıda zaten tabata ile holosko kaçırıyordu. hani hep diyoruz ya "pascal ruhlu forvet" diye işte öyle biri lazım bize -sahada kanını akıtıcak cinsten-
Gökhan sana gelince heryerde şerefsizdin konyaya gelmişsin ama yine aynı değişen bişey yok. ziya doğan sana gelince azıcık delikanlı olsaydında takımına ayağa kalkmalarını söyleseydin -bak maçı bırak ver demiyorum ERKEK gibi oynasanız yeterdi-
neyse olan oldu şu saaten sonra konuşca bişey yok sözüm ona HAYAT DEVAM EDİYOR
Şimdi ilk olarak Dayı'dan başlayalım. Schuster'e bir başka güveniyordum ben aslında hani ne bileyim adam'ın duruşu falan güven veriyordu ama bugün kaybedilen 2puan'ın sorumlusu öncelikle Schuster'dir. sonuçta elinde Bobo'dan başka forvet yokken senin fatih tekke'yi sırf kendi ego'n uğruna kadroya almamanın bi açıklaması yok. bura senin babanın çiftliği derler adama. Schuster'in değişikliklerine gelince yapıcak bişey yok abi guti cezalı bobo sakat yusuf sakat falan derken mecbur erhan'a kalıyor falan. ama yok abi bugün bence ilk suç Schuster Dayı'nın.
diğer suçlulara gelince en başta holosko geliyor zaten. yıllar önce bize geldiğinde -o güne lanet okuyorum artık- bu adam Beşiktaş'ı şampiyonluğa taşır diyorduk ama şimdi bu adam bizi şampiyonlukdan ediyor. kısaca Beşiktaş çağ atlamışken hala holosko Beşiktaş forması ile devam ediyor futbol hayatına.
tabata mesela. adam verilen paranın altında eziliyor abi klasik cümle ama durum bu yani. olmuyor olmuyor olmuyor söyleyecekde fazla söz yok zaten.
toraman mesela o adamdan stoper olmayacağını biliyoruz hepimiz dimi bunda hemfikiriz. o yediğimiz ilk golde adam bunun üstüne geliyor bu geri geri gidiyor lan vur indir gör kartını ya. bok var fair play'cilik oynuyosun.
takımda forvet yok mevzusuna geleceğim yine. tabatanın sağ açık nobrenin ön libero quaresma'nın forvet oynadığı bir maç izledik ilk yarıda. el oğlu atar gider derlerdi ya harbi öyle. o kaçan 2gol'den sonra halama dönüp bak futbolun acı kuralıdır "atamayana atarlar" demeye kalmadan 2yi yedik ama Q7 olmayınca üretkenlik adına bişeyde olmuyor olan pozisyonlarıda zaten tabata ile holosko kaçırıyordu. hani hep diyoruz ya "pascal ruhlu forvet" diye işte öyle biri lazım bize -sahada kanını akıtıcak cinsten-
Gökhan sana gelince heryerde şerefsizdin konyaya gelmişsin ama yine aynı değişen bişey yok. ziya doğan sana gelince azıcık delikanlı olsaydında takımına ayağa kalkmalarını söyleseydin -bak maçı bırak ver demiyorum ERKEK gibi oynasanız yeterdi-
neyse olan oldu şu saaten sonra konuşca bişey yok sözüm ona HAYAT DEVAM EDİYOR
14 Kasım 2010 Pazar
Kısa bi ara...
Başlık kendini belli ediyor aslında. Vizeler başlıyor bayram'ın bitiminde onlara çalışmak lazım sıkıntı olur yoksa ciddi anlamda. Şu sıralar radikal kararlar veriyorum hayatımda aslında ama bunları alenen belirtmeye gerek yok şimdilik.
Sağlıcakla kal ey sevgili okur. Sana şimdiden İyi Bayramlar. Vizeler sonrası açığı kapatırız konular uzun zaten yazıcak çok şey var.
Sağlıcakla kal ey sevgili okur. Sana şimdiden İyi Bayramlar. Vizeler sonrası açığı kapatırız konular uzun zaten yazıcak çok şey var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

